Baja Troia Turkey 2018 yarışı duyurulduğunda çok heyecanlandım. Offroad yarışları, Çanakkale, baja araçlar, kamp ve tabi ki Yolsuz Team.

Hazırlıklar

4-7 Ekim tarihlerinde düzenlenen bu uluslararası organizasyona 1 günlük kampın yetmeyeceğini düşündük ve hazırlıklarımızı Cuma akşamı yola çıkacak şekilde yaptık.

Nerede nasıl kamp yapacağımız hakkında bir fikrimiz yoktu, organizasyon sahibinden yeterli bilgiyi alamadık. Son dakika bir talihsizliğiyle yarışa katılamayan Orhan Doğan Bey bu konuda bize çok yardımcı oldu tüm bilgileri kendisinde ayrıntılı bir şekilde aldık. Ve bir kamp yeri belirlenmediğini öğrendik. Bize yol yokta yerde mi yok.

Yolculuk

Cuma akşamı 22:00 sularında Beykoz‘dan yola düştük. Trafiğe takılmadık, 3 araç konvoy halinde Çanakkale’ye giderken, ben biraz stabilize yollardan kestirmelerle rotaya renk kattım.

Nerede kalacağımıza Çanakkale il sınırına girerken karar verdik. Ve rotayı Saroz Körfezindeki Kömür Limanına çevirdik. Kömür Limanına vardığımızda 06 Ekim Cumartesi 04:00 sularındaydı.

İlk Gün Konaklama

Kömür Limanına girişimizde ortam zifiri karanlıktı. Ekstra aydınlatmalarla ortamı gördük, oldukça fazla sayıda karavan ve çadır bulunuyordu. Burasının kamp için bize uygun olmadığını düşündük ve kimseyi rahatsız etmeden geri çıktık. Yavaş yavaş yol alırken konvoyun başında bulunan Erdinç abi sağa kırdı ormanın içine daldı araçların yol alabileceği kadar bir açıklık bulunuyordu. yaklaşık 3-4 dakika sonra müthiş bir kamp alanı bulduk. Kimselerin olmadığı kimseleri rahatsız edemeyeceğimiz biryer. Sabah uyandığımızda Sarozu tepeden izleyebileceğimiz bir yer. Hemen yerleştik, aydınlatmalar kuruldu, çadırlar kuruldu, pinyat hazırlandı ve bir şeyler atıştırıp geceyi sonlandırdık.

Sabah kalktığımızda harika bir yer seçtiğimizi bir kez daha anladık. Hava çok güzel ortam çok güzeldi. Sabah 08:30’da ateşimizi yaktık. Erken kalkanlarla erken kahvaltı, sonrasında 12:00 civarında kahvaltımızı yaptık. Ve toparlanmaya başladık, gideceğimiz bir yarış vardı.

Baja Troia Turkey

Yaklaşık 1 buçuk saatlik yolculuğun ardından Eceabat Feribot iskelesine vardık. Gittiğimizde bir feribot vardı ancak dolduğu için kaçırdık. 1 saatlik boş vaktimiz vardı. Bizde bu fırsatı değerlendirip, bol bol goy goy yaptık. Malum ayrı araçlarla gidince ne kadar telsiz irtibatı olsa da insan özlüyor birbirini.

Karşıya geçtik ve Truva atının orda bulunan yarış alanına vardık. Seyirci özel etabı takvime göre 18:45’te başlayacaktı. Tabi ki başlamayacaktı. Bizde yarış saatine kadar garajları gezdik araçları gördük, tanıdıklarımızı ziyarete gittik. O arada yarışın 19:30 da başlayacağını anons ettiler. 19:45’te yarış başladı. Bu kadar ayrıntıya girmemin sebebi şahsi olarak biraz dakik olmayı sevdiğimdendir. Uluslararası bir organizasyon, tamam katılım yüksek aksaklıklar olabilir, ancak rötar sonrası verilen saatte başlamasını beklerdim. Acelem yoktu yarış için geldim ancak…

İzleyici olarak fazla katılım yoktu, ancak pilotlar milyonların önünde yarışırcasına kendilerini yarışa vermişlerdi bu beni çok etkiledi. Yarış başlayana kadar halı saha maçı izlemeye gelmiş gibiydim ancak, pilotlar havayı şampiyonlar ligi finaline çevirdiler.

Ben bir pajero sahibi ve hayranı olarak, gönlüm tabi ki ralliart ve pajerolarındaydı, favori seçilmeden de yarış izlenmiyor ki. Sırpların Cherokee ile çok iddialı olduğunu söylediler, bizim izlediğimiz etapta güzel bir performans sergiledi ama başarısız oldu, ancak sonradan öğrendik ki birinciliği garantilediği için fazla üzmemiş aracını.

Yarış sonunda benim sevdam sebebiyle ekip olarak Ralliart garajını ziyaret ettik. İtalyan ekiple biraz lafladık sonra fotoğraflarımızı çekildik araçlara döndük.

Artık konaklama yeri bulmamız gerekiyordu. Şu bilgiyi de vermek isterim. Feribota binilirken seyir subaylığı görevini üstlendiğim için ve ekibinde en cimri adamı olduğum için, “Günü birlik bilet alalım, döner Eceabat‘ta kalırız.” fikriyle gece 23:59’a kadar zaman limiti koymuş bulundum. Araç başı 40 liradan 120 lira karımızı oldu fena da olmadı. Bence.

İkinci Gün Konaklama

Truvaya geçerken feribot sırası beklediğimiz esnada, bu gece nerde yatarız muhabbeti dönüyordu. Erdinç abi dedi ki, “yahu yer mi yok aha şu karşıdaki tepede kalırız”. Evet o tepede kaldık gerçekten.

Ne tepesidir bilmiyoruz, yol var mı? – Farketmez, Orman mı? – Evet. Gidelim o zaman kalırız bir yerinde.

Dedik ve patika yola daldık. Ortam zifiri karanlıktı bizim aydınlatmalardan önce. Bastık gidiyoruz biraz rallimsi bir havayla. Patika yol bulmuşuz kaçarmı?

Sonra bir deniz feneri geçtik. Sonra güzel bir yer bulduk. Evet kampı buraya kurabiliriz dedik ve yerleştik.

Konumu anasayfamızda ki haritada mevcut. Biz çok beğendik, soğuk değildi, rüzgar çok fazla almıyordu, aldığı kadarını araçlarla halletmiştik. Buraya yerleştik güzelce, önceki günün yol yorgunluğu bugünün yol yorgunluğu, üzerine yarış izle ayakta bekle, derken baya yorulmuştuk. Masamızı kurduk yemeğimizi hazırladık bir güzel ziyafetimizi çektik. Tabi bu yorgunluğun üzerine erken yatmak gerekiyordu. 7 Ekim 06:00 saatlerinde yataklarımıza kavuştuk.

Öğlen 12:00 civarı hayata dönük. Yine muhteşem bir yer seçmişiz hem de deniz manzaralı. Denize nazır soframızı kurduk. Kozalak ateşinde, patates közledik, biber közledik birde yumurta, tabiki semaverde çay, kendimize geldik.

Dönüş

14:00 civarı kamp yerinden yola çıktık, dönüşte sahil yolunu tercih edip, Şarköy ve Uçmakdere üzerinden yolumuza devam ettik. Akşam 22:30 gibi başladığımız yere geri döndük.

2 Günlük harika bir geziyi Yolsuz Team olarak geride bıraktık. Doğa, kamp, offroad, baja, Çanakkale, Truva her şey çok güzeldi.

Tüm fotoğrafları aşağıda paylaşıyorum, iyi seyirler.

DOĞAYI SEV, ÇEVREYİ KORU!

Saygılarımla, Osman Fatih Sevim – Yolsuz Team

 

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

©2022 Yolsuz Team with Beykoz RC

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?